Powered By Blogger

8 Mayıs 2012 Salı

Teknolojinin Evrimi

Öncelikle merhaba arkadaşlar. Son yazımın ardından yaklaşık 1 yıl geçti ve artık geri dönme zamanının geldiğine kanî oldum. Uzun süredir yazmıyor olmam dolasıyla da bayağı bi geri kaldığımı hissettim. Ortalıkta yeni yeni yazarlar türemiş bel altı esprilerle her konuyu idare ederek nam salmışlar en basit tarzlarıyla. Kimin ne yaptığı açıkçası beni ilgilendirmez ama artık yazmam gerektiği düşüncesi beni buralara kadar sürükledi. Her neyse.


Şimdi size kısa kısa teknolojinin evriminden bahsedeceğim. Öncelikle teknoloji nedir onu bir ele alalım. Teknoloji demek teknik bilimidir, gelecek bilimidir. Ancak şimdilerde teknoloji denince akla sadece dijital aletler, iletişim sektörü işte ne bileyim taşınabilir bilgisayarlar falan geliyordur. Ancak bana sorarsanız teknolojinin, (ki teknik bilimi matematik ve fen konularıyla birlikte işlenen bir daldır') asıl teknolojinin bendeki yeri mimari ve sanattır. Zaten şimdi elektronik sanatlar vesilesiyle görüyoruz bunu. Mimari dediğiniz dal en karmaşık matematik formüllerinin işte efendime söyleyeyim, sacred geometry'nin ( http://bit.ly/JdrfMX ) Hinduların yoga yaparken çakra açmada kullandıkları kabalah termolojilerinin kullanıldığı alandır. Sizin basit gördüğünüz çoğu mimari yapı 3,4 bilinmeyenli denklem kurallarını içeren yapılardır aslında. Buna keza tarihte 13 bilinmeyenli denklemi çözen tek insan olarak bilinen Mimar Sinan'da mimar ustasıdır. Selimiye Camii dediğiniz yapıt en basitinden yumurtanın dikey durduğunda kırılmasının çok zor olduğu ve mimaride en çok, özellikle de camii yapımında kullanılan yumurta çatının, grek mimarisinde kullanılan sütun bloklardan çok daha sağlam olduğunu söylememe gerek yok sanırım. Neyse şimdi konu o değil ben sadece mimari'nin ne kadar büyük bir bilim olduğunu bir kaç cümlede aktarmaya uğraştım.


Teknoloji inanılmaz bir hızda gelişti. Nazarımda en büyük icat olan televizyonun (ki asıl mucidi bir çocuktur bilinen İskoç mucidin aksine') gelişim süreci teknolojinin mihenk taşıdır bana göre. Kimilerine göre bilimin tanrısı kabul edilen Nikola Tesla RF dalgalarını bulmuş ve 1926 yılında ilk yayın yapan T.V. birkaç sene sonra insanları işlerinden alı koyar gerekçesiyle geri kaldırılmış daha sonra 1940'larda tekrar piyasaya sürülmüştür. Alexander Graham Bell'in telefonu icadıyla birlikte iletişim çağı XIX. yüzyılda start almıştır. Tarihçesini bi yana bırakalım ben gördüğüm kadarıyla gelişimini aktarmaya çalışacağım. 1985 model orta halli, çok öğrenmeye çalışan bir gencim. Çok sağlam bilgilerim yoktur hiçbir konuda ancak araştırmaya aşık olduğumu söyleyebilirim. Ben doğduğum yıllarda siyah-beyaz televizyonlar yerini renkli televizyonlara bırakmaya başlamıştı. 1990'larda ise elde taşınan şimdiye göre çok basit o zamana göre servet değerinde olan hesap makineleri, databanklar, dijital saatler, tetrisler ve durumu biraz iyi olanların sahip olduğu gameboy oyuncaklar yaygınlaşmıştı. O zaman bırakın taşınabilir bilgisayarları databank'a sahip olmak bile rüya gibi birşeydi. Tabii daha sonraları bu aletler de bir evrime uğradı ve çağrı cihazları yaygınlaştı. Ben gördüğüm evrimden bahsediyorum yoksa telefonlara 2000'li yıllarda entegre edilen infrared ve bluetooth teknolojilerinin mazisi çok çok eskidir. Bluetooth 1978'de Amerikan askerlerinin dişine taktığı haberleşme amaçlı mikro telsiz cihazlarıydı her neyse konuyu yaymadan gördüğüm evrime ve gelişeceği haline çevirmek istiyorum yörüngeyi. Şimdiki zaman çocukları bilgisayarlarla büyüyor açıkçası bu bizim için çok büyük bir lükstü. Bir düşünün 1990 yılındasınız biri size ilerde bir alet çıkacağını
bununla birbirinize telefon açabileceğinizi, yazılı ileti gönderebileceğinizi daha sonraları içine kasetteki ses dosyalarının aktarılıp kulaklık ile şarkı dinleyeceğinizi hatta bu aletle resim ve video çekebileceğinizi, internete (!) girebileceğinizi söyleseler, peki bu alet uçabiliyor mu diye sorardınız galiba. Ben bunu niye anlattım şimdi? Yazıyı yazmama asıl sebep olan öngörülerimi aktarmak için bir girişti sadece ve evet biliyorum biraz da uzun oldu. Taşınabilir telefonla yapabileceklerinizi düşününce... Peki daha neler yapabiliriz bu cihazla, gelişimi durdu mu sizce? Durun ben kısaca halihazırda yapılabilenleri aktarayım. Projektör görüntüsü ile duvara, panoya ya da bir nesneye görüntü verebilmek. Düşünün bu cihaz ilerde daha ne kadar gelişebilir? Mikro belleklerin gitgide genişlediği şu zamanda içine gigabytelar, terabytelarpetabytelar hatta exabytelar, zettabytler ve yottabytlelar aldığı halini düşünün bir. Ki benim hesap makinemin belleği varsa yoksa birkaç byte'dı. Kilobyte, megabyte ve gigabyte izledi onu herneyse. Neler yapabiliriz bu cihazla. Muhtemelen içinde quantum fiziği teoremlerinden tutun da nanoteknolojiye envai çeşit bilim kuramı kullanılmış cihazlar olacaktır diyorum ki bunlar zaten şu an olan cihazlar. Kısaca söz edelim quantum'la ne yapabilirsiniz. Işığı -800 derecede dondurup sınırsız işlemci gücü bir artısıdır. Nanoteknoloji ise kusura bakmayın google'dan bakmadan yazdığım için yanlış bilgi verebilirim 1 nanometre santimetrenin 16.000/1'i olması lazım. Bunun içine bulunduğunuz yerden ay'a kadar üstüste dizilmiş ansiklopediler dizildiğini ve 1 nanometrenin içinde bu kadar bilgi saklayabildiğini düşünün. E tamam güzel kardeşim bunu niye bize anlatıyorusun? Bunu şunun için anlatıyorum nano cihazlarla sınırsız hafıza değerlerine ulaşabileceğiniz gibi içine yüklediğiniz kimyasal kodlarla da uzay gemilerinde kullanılan kendi kendine hasar giderme olanaklarından tutun da enerji alabilme faydalarından yararlanabilirsiniz. Oo güzel hemen alalım bir tane... Daha değil kardeşlerim. Bu konuya biraz daha eğilecek olursak, bir mobil cihazda bunlarla neler yapabiliriz? Hologramdan 3 boyutlu görüntüler çıkardığını düşünün (ki zaten böyle bir teknoloji var, ben sadece elinizdeki mobil cihazla yapabildiğiniz halini anlatıyorum') ve o görüntünün içersindeki veri tabanı ile sizin bir arkadaşınız olduğunu, ona bir karakter verebildiğinizi, ses tonu, görüntüsü ve kendini insan gibi geliştirebilme özellikleri olduğunu düşünün. Şu an bile internet yüzünden kafasını kaldırmayan bizler, facebook'dan gelen bir yorumu ya da beğeniyi bir dost selamına tercih eden hale gelmiş bizler onun ne derece bağımlısı olurduk? Biraz daha öteye gidelim mi? Ben 27 yılda bu kadarını gördüm. Binlerce kaset ve plaktan oluşan şarkıyı tırnak kadar küçük bir mikro belleğe kaydettim. Bir 25 sene sonra bunlar sahip olduğumuz cihazlar olacak. Bir düşünün odanızda yalnızsınız bir görüntü çıkıyor duvara ya da koltuğa oturuyor her neyse onunla konuşuyor, şakalaşıyorsunuz. Hatta bu internetten bir arkadaşınız oluyor. Şu anki web kamerası ile yaptığınız gibi. Ama siber olanı biraz daha tuhaf, düşünsenize dostunuz olmuş, en yakın arkadaşınız olmuş. Mümkün değil mi? Peki şimdiki hayatlarınız ne derece mümkündü? Neyse, biraz daha açalım konuyu. Bu hologramlar sevgiliniz olsa, size herşeyden daha iyi gelse, akıl hocanız olsa şimdi evde annenizi, babanızı görmek yerine internette "kankalarınızla" konuşmayı tercih ettiğiniz gibi onları tercih etseniz? Yahu bu konu ilginçmiş daha ne yapılabilir ki? diye soruyorsanız ben şu anda da mümkün olan teknolojileri de anlatayım. Bu arkadaşınız görüntüden ibaret olmasa? Dokunabileceğiniz birşey olsa, bir robot gibi? O da var kardeşlerim merak etmeyin ve 25 sene sonra nasıl gelişir siz var sayın. Teni var, terliyor, su içiyor, yemek yiyor, tercihleri var, duyguları var... Mümkün değil mi sanıyorsunuz? Bu zaten var şu an. İçindeki nano çiplerle sizden bile zeki olabilecek kadar bilgi sahibi ve kişiliği gelişiyor her an birşeyler öğrenebiliyor. Ne derece tehlikeli olurdu? Düşünmek bile istemiyorum. Sonra okullar yerine bu kişilerden ders alıyorsunuz, sınavlara sokuyor sizi, karne veriyor. Hahaha ne komik değil mi? Şimdiki hayatımız bundan çok da farksız değil canlarım. Biz sadece o zamanların prototipini uyguluyoruz şu an. Stephen Hawking'in de kullandığı internete girilebilen, düşüncelerinizi anlatan lens cihazlarla sınavda çekebileceğiniz kopyaları düşünün. Sınavlara xray cihazlarından ya da çok daha gelişmiş olanıyla herneyse onlarla taranarak mı gireceğiz? Hayal kurmuyorum bakın bu teknoloji zaten mevcut ben olasılıkları aktarıyorum sadece.



Bir 70 yıl sonra ek icatları da hayal edin. Artık görünmezlik mi olur ne bileyim beynimize çip takılır da zekamız mı gelişir ya da fiziksel kondisyonlarımız orasını siz varsayın. Aslında bununla ilgili de bazı gerçekler var. Bence iletişim teknolojisinin çok çok daha önünde olan genetik bilimi. Çift sarmallı deoksribo nükleik asitlerin yani DNA'nın, 23 dişi, 23 erkek 46 hücreli bir spermin, bir nanometre çapındaki alana sahip hücrenin içinde 1 petabyte veri içerdiğini duysanız aman be deyip burun kıvırırdınız sanırım. Hadi bu seferlik öyle olsun ben biraz da buradan anlatayım. Genetik bilimi şu an öyle bir seviyede ki, yabancı dizilerde bas bas bağırıp anlatmaya çalıştıkları, Prison Break dizisindeki Scylla cihazı, Heroes dizisindeki süper yeteneklere sahip insanların hayatları ve Chuck dizisindeki Einstein Intersect kitabında anlatılan intersekt teknolojisi ile yarı insan, yarı robot kıvamında olduğu ve sınırsız bilgi ve yeteneğe sahip olduğu anlatılan bu gibi diziler hiçbirinizin dikkatini çekmemiştir belki. Bu son zamanlar ağızlara sakız olan Illuminati dalgası, onun en büyük aileleri Rothschild'ler, Rockafeller'lar ne yapıyor sanıyorsunuz? Bu adamların sınırsız gücü ve parası var ne yaparlardı o zaman? Ölümsüz olmayı isteyebilirlerdi mesela ya da süper güçlere sahip olmayı. Belki de öyledirler bilmiyorum. Ha sonra bu adamların amaçları ne olurdu? New World Order diye bi dalga var hiç maddelerini okudunuz mu bilmiyorum hani şu 1 dolarda da yazan. Neyse bilmeyen arkadaşlar da Yeni Dünya Düzeni'ne şöyle bir göz atsın konuyu bulandırmayalım. İnsanlığı %10 nüfusa kalana kadar yok etmek planları arasında ama yukardaki Allah, şeytanın bu isteğine geçmişte olduğu gibi şimdi de izin vermeyecektir. Yani çok korkunç amaç ve hedefleri var. Bizzat saatler ve günlerce araştırdığım Denver International Airport'ta da bunu nasıl yapacaklarını anlatıyorlar ilgili arkadaşlar bir araştırsın derim. Konuyu bağlayacağım nokta ise bir önceki paragrafta adı geçen yarı robot, yarı insan DNA'ya sahip yaratıklar. Bunlardan E.T. adlı (
Extraterrestrial) şarkıda şöyle söz ediliyor; ( http://bit.ly/JUE9CF ) ayrıca şarkının diğer adı Futuristic Lover yani gelecekteki sevgili. Eğer linke de göz attıysanız size bir de klibini önereyim ( http://bit.ly/dLxULK )


Evet arkadaşlar şimdilik anlatmak istediklerim bu kadar. Umarım başarılı bir yazı olmuştur, umarım beğenmişsinizdir. Devamını getirmeyi düşünüyorum ancak bu kadar düşünceyi bir araya getirmek kolay olmadı bunu da belirtmek isterim. Zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim.


Gökberk Şencan